Diktatörlerin Akşam Yemeği

Soykırım dendiğinde akla gelen ilk isim olan Adolf Hitler'in, sözde vejetaryen kimliğine rağmen dil ve karaciğerle doldurulmuş güvercin yavrularını aç bir kurt gibi yediğini biliyor muydunuz?

Peki ya İtalyanların Mussolini'sinin tabaklar dolusu çiğ sarımsağı yalayıp yuttuğu için karısı tarafından yatağında yalnız bırakıldığını?

“İnsan eti sevmiyorum; bana çok tuzlu geliyor,” diyen İdi Amin'in günde kırk portakalı mideye indirdiğinden haberiniz var mıydı?

Ya da Küba lideri Fidel Castro’nun, ulusal hayvanat bahçesindeki “Hayvanlara yem vermeyiniz” tabelasının, “Hayvan yemlerini yemeyiniz” ve “Hayvanları yemeyiniz” tabelaları ile değiştirilmek zorunda kalındığı bir dönemde, evine leziz karaborsa yiyeceklerle gelip, etrafındaki insanlara ıstakozu nasıl ızgara yapacaklarına dair nutuk çektiğinden?

Stalin’in meşhur içki sofralarında, Yugoslavya'nın Tito'sunun kustuğunu, Çekoslovakya'nın Klement Gottwald'ının ülkesinin SSCB'ye katılması için Stalin'e yalvardığını, hatta yine böyle çok uzun süren bir ziyafetin ardından Krushchev’in gece yatağını ıslattığını daha önce hiç duymuş muydunuz?

Çavuşesku’nun gittiği her yere bir kimya mühendisi ve mobil bir laboratuvar taşıyıp, midesine gidecek olan her lokmayı analiz ettirdiğini biliyor muydunuz?

Veya temizlik konusunda takıntılı olan Saddam Hüseyin’in, tüm çatal bıçakların iyice temizlenmesi emrettiğini ve  özellikle kadınların günde iki kere banyo yapmasını önerdiğini?

Bilgilendirici olduğu kadar eğlenceli de olan, tarih, fotoğraf albümü ve yemek kitabı karışımı bu kitapta, 20. yüzyılın en azılı diktatörlerinin sıra dışı hayatlarının yanı sıra, dünyada ilk defa yemek zevkleri de mercek altına alınmıştır. Dünyanın gidişatına yön veren liderlerin sofra sohbetleri ve siyasetlerinin şaşırtıcı iç yüzü, masa düzenlemeleri, bağımlılıkları, sakatlıkları ve tabii ki en sevdikleri yemek tarifleri okurla paylaşılmıştır.

 Gerçekten de, bir canavar ile insan arasındaki çizgi ne kadar ince olabilir?  


Kitap Haberleri >

KÜTÜPHANE